Dar
mükellefiyette vergi kesintisi
1/1/2006
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 30- (1) Dar mükellefiyete tâbi kurumların aşağıdaki kazanç ve iratları
üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler
tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır:
a) Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim
yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile
ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri.
b) Serbest meslek kazançları.
c) Gayrimenkul sermaye iratları.
ç) Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2),
(3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılanlar hariç olmak üzere menkul sermaye
iratları.
(2) Ticarî veya ziraî kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın telif,
imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddî hakların satışı, devir ve temliki
karşılığında nakden veya hesaben ödenen veya
tahakkuk ettirilen bedeller üzerinden bu maddenin birinci fıkrasında
belirtilen kişilerce % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır.
(3) Tam mükellef kurumlar tarafından, Türkiye'de bir iş yeri veya daimî
temsilci aracılığıyla kâr payı elde edenler hariç olmak üzere dar mükellef
kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan
(Kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) ve Gelir Vergisi
Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı
bentlerinde sayılan kâr payları üzerinden bu Kanunun 15 inci maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisine tâbi tutulan kazançlar hariç olmak
üzere % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır.
(4) Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen
kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlar ile (c) bendinde belirtilen
şirketlerin (b) bendindeki şartları taşıyan iştirak kazançlarından anonim
veya limited şirket niteliğindeki dar mükellef
kurumlara dağıtılan kâr paylarından yapılacak kesinti oranı, bu maddenin
üçüncü fıkrası uyarınca uygulanan oranın yarısını aşamaz.
(5) Türkiye'de iş yeri ve daimî temsilcisi bulunmayan mükelleflerin, yetkili
makamların izniyle açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticarî
faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar üzerinden, kurum bünyesinde % 15
oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır.
(6) Yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların, indirim ve
istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi
düşüldükten sonra kalan kısımdan ana merkeze aktardıkları tutar üzerinden,
kurum bünyesinde % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır.
(7) Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin
yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı
sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması
suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya
faaliyette bulunan kurumlara (tam mükellef kurumların bu nitelikteki
ülkelerde bulunan iş yerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin
verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup
olmadığına bakılmaksızın % 30 oranında vergi kesintisi yapılır.
a) Emsaline uygun fiyatlarla satın alınan mal ve iştirak hisseleri için
yapılan ödemeler, emsaline uygun fiyatlarla deniz ve hava ulaştırma
araçlarının kiralanması için yapılan ödemeler ile yapılan işin
tamamlanabilmesi bakımından zorunluluk arz eden geçiş ücreti, liman ücreti gibi ödemeler üzerinden yapılacak kesinti oranını; her
bir ödeme türü, faaliyet konusu ya da sektör
itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye, sıfıra kadar
indirmeye veya kanunî seviyesine kadar getirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.
b) Yurtdışındaki finans kuruluşlarından temin edilen borçlanmalara ilişkin
ana para, faiz ve kâr payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemeleri
üzerinden bu fıkra uyarınca vergi kesintisi yapılmaz.
c) Bu fıkraya göre vergi kesintisine tâbi tutulan ödemeler, Gelir ve
Kurumlar Vergisi kanunlarına göre ayrıca vergi kesintisine tâbi tutulmaz.
(8) Bakanlar Kurulu yukarıdaki fıkralarda belirtilen vergi kesintisi
oranlarını, gelir unsurları veya faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye, sıfıra kadar indirmeye veya
yukarıdaki fıkralarda belirtilen oranın bir katına kadar artırmaya
yetkilidir.
(9) Bu maddeye göre vergisi kesinti yoluyla alınan kazanç ve iratlar için
Kanunun 24 veya 26 ncı maddelerine göre
beyanname verilmesi veya bu madde kapsamına girmeyen kazanç ve iratlar için
verilecek beyannamelere söz konusu kazanç ve iratların dahil edilmesi
ihtiyaridir. Şu kadar ki, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci
fıkrasının (5), (7) ve (14) numaralı bentlerinde yer alan menkul sermaye
iratları ile fonların katılma belgelerinden ve yatırım ortaklıklarının hisse
senetlerinden elde edilen kâr paylarının verilecek beyannamelere dahil
edilmesi zorunludur.
(10) Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi,
kesintiye tâbi kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu
durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.
(11) Yapılacak vergi kesintisinde kazanç ve iratlar gayrisafi tutarları üzerinden dikkate alınır. Kesilmesi gereken
verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde vergi kesintisi,
fiilen ödenen tutar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı
üzerinden hesaplanır.
(12) Bu Kanuna göre vergi kesintisi yapanlar, yaptıkları vergi kesintisini
kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterirler.
GEÇİCİ MADDE 1:
(4) Bu Kanunla
tanınan yetkiler çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından yeni
kararlar alınıncaya kadar, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile
5422 sayılı Kanun kapsamında vergi oranlarına ve diğer hususlara
ilişkin olarak yayınlanan Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan
düzenlemeler, bu Kanunda belirlenen yasal sınırları aşmamak
üzere geçerliliğini korur. |